8 Kasım 2013 Cuma

‘Ya ameliyatlı yerime gelseydi’ Kemal Gökhan Gürses 8 Kasım 2013 Cuma

YARIN ARTIK BUGÜNDÜR (8 Kasım 2013 Cuma)... Bekliyorum efenim...
14:00'te TÜYAP KİTAP FUARI'nda 
YA AMELİYATLI YERİME GELSEYDİ adlı son eserimi (!) imzalıyorum... Ahmetler'e özel indirim (Kitabı okuyunca anlarsınız...) 
H'ayrıyetten "Gezi'de Kimler Vardı" posteri hediye! 
Daha ne yapıyım? 
Kırmızı Kedi Yayınevi Standı 408 / B (SALON 2)  Kemal Gökhan Gürses 

 

 


Karikatürist Kemal Gökhan Gürses’le yedi yıl sonra yeni çizgilerle buluştuk. Kitabın ismi Gezi direnişi sırasında bir duvarda gördüğüm ve çok da güldüğüm bir yazılamadan geliyor. Evet sıkı durun “Ya Ameliyatlı Yerime Gelseydi” diyerek Gezi’nin başka karikatürleriyle, başka hikayeleriyle buluşuyoruz. 
Kitap henüz çok taze, 2 Kasım’da raflara konuldu. Üstelik ‘Postacı Yayınlarından çıkan  ilk çizgi roman oldu.
“Bir Gezi Parkı Hikayesi” elimizdeki. Hikayenin ana karakteri kör bir fotoğrafçı olan Hasan. “Ben aslında kördüm. Gezi’de benim gözüm açıldı ağbi...” cümlesi hem hikayenin merkezi, hem de Gezi’yle öğrenilen, değişen ve şimdi gelişmekte olan pek çok kavramın, atmosferin de aslında kökünü oluşturuyor. Hasan solcu aslında; “Gezi direnişine kadar biraz Ahmet Kaya, biraz Kazım Koyuncu, olabildiği kadar da Deniz Gezmiş’ten öğrenmiş bir solcuydum… Bi de çArşı var tabiy…” diyerek anlatıyor kendisini. Hasan o yaşına kadar böyle bir sol-cuyken polis saldırısında yaşadıklarıyla dünyayı yeniden görmeye başlıyor. Gürses’in bir mizahçı olarak Gezi’nin içinden doğan mizaha şapka çıkarttığını söylemek de abartı olmaz. Kitapta o sıralarda yayımladığı “Özeleştiri” başlıklı yazısı da yer alıyor
‘BENİ MUSTAFA KESERİN ASKERİ YAPTILAR’
“Ben eski kafalıyım. ‘Örgütlü olmazsan sen de olamazsın’ diye gelenlerdenim. ‘Bu kadar ayrıdan bir aynılık çıkmaz’ diyenlerdenim…Korkuların umutları körelttiği günlerde sulandı fidanım. Umut etmekten utananlardanım. Bir yandan da, bir şeyler azıcık iyiye gitse onu yere göğe koyamayanlardanım. Azla yetinmeye alışmış bir hayat benimkisi. Kavanozumdaki tortularla oluşmuş şeye ben diyorum tecrübe, siz deyin ‘ön yargı’. Bir de ‘di’li geçmiş zaman sevmeyenlerdenim. Şimdiki zaman kipimdeki tereddüt, bugünümü de rahat bırakmadan yaşatır beni.
O zaman önce bir ‘di’li geçmişle başlamak lazım. Yani, şimdiye kadar böyle düşünürdüm demeliyim. Geçmiş bir anda çok uzağımda kaldı. Eskidendi, sanki çok eskidendi bütün bu ben...
Şimdi ne oldu? Çapulcular geldi. Ne Taksim’i yıktılar, ne gezi parkını. Sadece benim ön yargılarımı yıktılar. Hem de içinde öyle ‘unsur’lar var ki bu ‘yıkıcı’ kitlenin, yolda görsem kafamı öteye çevirdiğim. Ellerinde bayrakları, hem de birilerinin askerleri. Aman, benim hiç işim olmaz.
“Ama ona da buldular çareyi; hem de benim mesleğim sandığım şeyi bir bakış açısına dönüştürerek; mizahın o aidiyet tanımayan renklerine boyadılar dünyamı. ‘Mustafa Keser’in askerleri’ yaptılar kaşları çatık birkaç gelenekçi neferi... Uzun süredir bu kadar içten güldüğümü hatırlamıyorum. Benim mesleğim karikatürcülüktü. Birkaç gün evvel tamamen bıraktım. Mizahın kendiliğinden gücüne maruz kaldım çünkü.
“Onu bu kadar güçlü kullanan kendi çocuklarımla tanıştım. Kendi çocuklarıma o kadar tepeden bakıyormuşum ki, zaten yakını görmeyen gözlerim iyice seçemez olmuş onların parlak tözünü…” 

Kemal Gökhan Gürses, 8 Kasım Cuma günü saat 13.00’te TÜYAP Kitap Fuarında okurlarla buluşacak. (Sevda Aydın-İstanbul/EVRENSEL)